>>> Anasayfaya Dön
ÖĞRENME-ÖĞRETME
STRATEJİSİ
Yrd.Doç.Dr.Ali
Murat SÜNBÜL
Giriş
Sunuş
yoluyla öğretim stratejisi.
Buluş
yoluyla öğretim stratejisi.
Araştırma-inceleme
yoluyla öğretim stratejisi.
Tam
öğrenme ve etkili öğretim stratejisi.
İşbirliğine
dayalı öğretim stratejisi
GİRİŞ
Öğretme-öğrenme
sözü ise, etkileşim sürecine hangi açıdan bakıldığına göre
bunun öğretme ya da öğrenme yaklaşımı olarak görülebileceğini
ifade etmektedir. Hedefe, konuya ve duruma uygun öğretim yöntem ve
tekniklerinin seçilişi kuşkusuz ilgiyi ve etkin katılımı artırır,
öğrenciyi güdüler ve böylece sınıf içi etkinlikleri daha etkili ve
anlamlı kılar. Strateji nedir? Strateji genel olarak bir şeyi elde emek
için izlenen yol yada amaca ulaşmak için geliştirilen bir planın
uygulamasıdır (Açıkgöz, 1996).
Clark
ve Starr’a göre strateji, dersin hedefine ulaşmasını sağlayan oldukça
genel bir yaklaşımdır. Belirli ölçüde strateji sınıf içi öğretim
etkinliklerini belirlenmesinden değerlendirilmesine kadar dersle ilgili
öğretim sürecine yön verir. Bu anlamda strateji, dersin hedeflerine
ulaşmasını sağlayan; yöntem, teknik ve araç-gereçlerin
belirlenmesine yön veren genel bir yaklaşımdır (Bilen, 1992; Fidan ve
Erden, 1993). Strateji kavramını iki boyutta ele almak uygun olabilir.
Birincisi, eğer bir stratejiden bahsediyorsak seçtiğimiz yol
tek-biricik seçenek değildir. Bir hedefe ulaşmak için bir çok yol
yani strateji olabilir. İkincisi strateji kavramı uzun vadeli
hedeflerimizin nasıl gerçekleşeceğini açıklamak için kullanılır.
Bu anlamda strateji seçeceğimiz yolun ana doğrultusunu ve sınırlarını
belirtir.
Dersin
ve konunun içeriği ne olursa olsun, mümkün olduğu ölçüde, öğrenciyi
etkin öğrenme çabasına sokacak ve bu durumu, istenilen tüm öğrenmeler
tam olarak gerçekleşinceye kadar sürdürecek öğretme-öğrenme
stratejilerinden yararlanılması öngörülmektedir. Öğretmenin dersi
öğrencilere öğretmesi, onlara aktarması değil, öğrencilerin kendi
çabaları ile öğrenmeleri; öğretmenin, öğrencilerin öğrenme çabalarında
onlara rehberlik etmesi, bu çabaları yönlendirmesi esas olmalıdır.
Strateji
kavramını şu şekilde örneklendirebiliriz. Bir kişinin amacı İzmir’den,
İstanbul’a seyahat etmektir. Bu hedefi gerçekleştirmek için ilk önce
deniz, kara, hava ve demir yolu şeklinde genel bir tercihini yapar. Bu
tercih onun temel olarak ulaşım stratejisinin temelini teşkil
etmektedir. Bu dört seçenek arasındaki fark hiçbir karışıklığa
meydan vermeyecek kadar nettir. Eğer bu birey kara yolunu tercih etmişse;
otomobille mi? yoksa otobüsle mi ? seyahat edeceğine karar vermesi
gerekir. Genel karayolu stratejisi içerisindeki bu karar daha spesifiktir
bu duruma da yöntem diyebiliriz. Kişinin belirlemiş olduğu hedefi gerçekleştirmesi
bunlarla da sınırlı değildir. Bireyin hangi gün ve saat kaçta? gibi
özelde kararlar vermesi gerekecektir. Bir hedefe ulaşmak için
belirlenen strateji oldukça önemlidir. Çünkü özelde kullanılan yöntem-teknik
ve araçlar tamamıyla bu strateji içerisinde işlev görmektedir. Yukarıdaki
örnekte görüldüğü gibi stratejiyi daha kısa vadeli ama daha somut
ve ayrıntılı faaliyetlere bölerek uygularız. Başlangıçta oldukça
kuramsal olan bu yapı uygulama esnasında somutlaştırılması gerekir.
Bunu sağlayan da öğretim yöntem ve teknikleridir. Öğretim yöntemi,
öğrenciyi hedefe ulaştırmak için izlenen yoldur. Yöntemle, belli öğretme
teknikleri ve araçları kullanılarak öğretmen ve öğrenci
etkinliklerinin bir plana göre düzenlenmesi ve yürütülmesi amaçlanır
(Fidan, 1986). Bir yöntemin uygulanmasından önce, tanımlanabilmesi,
hangi derste ve hangi hedefler için nasıl kullanılacağının, üstün
ya da yetersiz yanlarının ve diğer yöntemlerle ilişkilerinin
bilinmesi gerekir. Öğrencilerin yaşları, yetenekleri ve önceki öğrenmelerine
uygun yöntemler kullanma büyük önem taşır. Bütün konularda ve her
durumda etkili yöntem ve tekniklerden söz etmek mümkün değildir.
Bunun yerine hedef, öğrenci ve konu niteliğine uygun yöntemlerden söz
edebiliriz. Uygulamada çok çeşitli yöntem ve tekniklerden yararlanma
öğrencilere çok yönlü ve zengin yaşantılar sağlar.
Öğrenme
ve öğretme stratejilerini öğrenci ve öğretmen açısından düşündüğümüzde
iki grupta ele alabiliriz.
|
ÖĞRETMEN
|
|
ÖĞRENCİ
|
|
ÖĞRETİM
STRATEJİLERİ
|
|
ÖĞRENME
STRATEJİLERİ
|
|
-
Sunuş
yoluyla öğretim stratejisi
-
Buluş
yoluyla öğretim stratejisi.
-
Araştırma-inceleme
yoluyla öğretim stratejisi
-
Tam
öğrenme ve etkili öğretim stratejisi
-
İşbirliğine
dayalı öğretim stratejisi
-
Tartışma
stratejisi
|
|
-
Tekrar
stratejisi
-
Örgütleme
stratejisi
-
Anlamlandırma
stratejisi
|
Öğretme
ve öğretim stratejileri genel yollar olup, önerilen etkinlik türlerinden
seçilen bir çizgi izlenerek öğretme yöntemlerini belirler (Bilen,
1993. s.24).
SUNUŞ
YOLUYLA ÖĞRETİM
(EXPOSITORY
TEACHING)
Sunuş
yoluyla öğretim; özellikle kavram, genelleme ve sınıflamaların yani
bilgi düzeyindeki hedef-davranışların öğretiminde kullanılan bir yöntemdir.
Her öğretim yaklaşımı gibi, sunuş yoluyla öğretim de bazı
durumlarda diğerlerine göre daha iyi sonuç verir. Birincisi bu yaklaşım,
birkaç kavram arasındaki ilişkiler öğretileceği zaman en uygun yaklaşım
olmaktadır. Öğrenciler daha başlangıçtayken, ilişkilendirilecek
kavramlarla ilgili bazı bilgilere sahip olmalıdırlar. Aksi takdirde
kendilerine sunulan bilgileri anlamadan ezberlemeye zorlanmış olurlar.
Sunuş yoluyla öğretime ilişkin diğer bir nokta öğrencilerin yaşlarıyla
ilgilidir. Üzerinde durulan düşünceler çok basit de olsa, örneğin
derste kayalar, mineraller gibi fiziksel gerçeklikler üzerinde de
durulsa bu yaklaşımdan yararlanırken öğrencilerin bu gibi düşünceleri
zihinlerinde evirip çevirmeleri, dönüştürmelere uğratmaları
gerekmektedir. Bu nedenle sunuş yoluyla öğretim yaklaşımı, ilkokulun
üst sınıflarında ve daha sonraki sınıflarda bulunan öğrenciler için
daha uygun olmaktadır.
Bu
yöntemin uygulanması aşamasında; öğretmen öğretilecek kavram ve
genellemeyi önce diğer yapılarlarla ilişkilendirir. Ausubel buna ön
organize edici demektedir. Sonra kavram ve genellemeler sınıfa verilir,
öğretilen bilgi birimlerinin özellikleri (kritik) sunulur. Bunu açıklayıcı
örnekler izler. Konu yeterince anlaşılıncaya ve öğrencilerde anlamlı
bir birikim oluncaya kadar örnekler verilmeye devam edilir. Kavram ya da
genellemenin daha iyi anlaşılabilmesi için gerekirse örnek olmayan
durumlar verilir. Soru-cevap etkinlikleri yoluyla kavram ve genellemeler
öğrencilere tekrar ettirilir. Konu yeterince anlaşılmışsa öğrencilerden
örnekler istenir ve öğrenilen konunun anlamlı bir yapı ya da cümle içerisinde
kullanılması istenir.
Sunuş
yoluyla öğretim stratejisinin ezberden ziyade anlamlı bir öğrenmeyi
ortaya çıkarması için başlangıçta öğretmenin öğrenilecek
bilgileri kendi içinde anlamlı ve organize bir bütün haline getirmesi
gerekir. Aynı şekilde öğrencinin de anlamlı öğrenme için hazırlanması
gerekir
Bu
stratejinin uygulanmasında şu aşamalar izlenir:
Birinci
Evre : Ön Organize Edicinin Sunulması
Dersin
amacını açıklayınız
Organize
ediciciyi (düzenleyici) sununuz. Bu aşamada kavram haritaları, şemalar
ya da matrisler sunulabilir.
Organize
ediciyi tanımlayınız.
Uygun
olan yerlerde örnekler veriniz veya şekillerle anlatınız.
Öğrencilere
tekrar ettiriniz.
İkinci
Evre : Öğrenilen kavram, ilke ya da bilgi biriminin sunulması
Bilgi
birimini sununuz
Bilgi
biriminin özelliklerini sıralayınız
Bilgi
birimini organize edicilerle ilişkilendiriniz.
Üçüncü
Evre : Bilişsel yapının güçlendirilmesi
Konu
içeriğine eleştirel bir bakış açısı getiriniz.
Farklı
tanımlama ve düşünceleri açıklayınız
Öğrencilerden
örnek durumlar isteyiniz.
Öğrencilerden
örnek olmayan durumlar isteyiniz.
Örneklenen
ve tanımlanan bilgi birimini cümle, parça gibi bütün bir yapıda
kullandırarak tekrar ettiriniz.
|
SUNUŞ
YOLUYLA ÖĞRETME
-
Alış
yoluyla öğrenme ya da "sunuş yoluyla öğretim"modelinde
öğretmenin görevi öğrencilerin öğrenebilmesi için,konuyu
en uygun bir şekilde organize ederek yapılandırma;uygun
metaryelleri seçme;daha sonra da konuyu genelden özele doğru
sistemli ve anlamlı bir şekilde öğrencilerin öğrenmelerini
sağlamaktır. İlk bakışta takrir (düz anlatım)yöntemi
gibi gözükse de "sunuş yoluyla öğretim" hiç
bir zaman takrir yöntemi değildir.
-
Buluş
yoluyla ve sunuş yoluyla öğrenme yaklaşımlarında öğretmenin
rolü büyük ölçüde farklılık göstermekle birlikte
iki yaklaşımın bir çok ortak özellikleri vardır.
-
1-Her
şeyden önce iki yaklaşımın da öğrencinin aktif olarak
öğrenme sürecine katılmasını gerektirir.
2-Her iki yaklaşımda da öğrencilerin ön öğrenmelerinin
harekete
geçirilmesi ve yeni öğrenmelerle ilişkilerinin kurulması
önemlidir.
3-Her iki yaklaşımda da her yeni öğrenme sonucunda
zihinde bir takım değişmelerin oluştuğunu ve öğrenmelerin
anlamlı olması gerektiği görüşünü savunmaktadır.
-
-
Alış
Yoluyla Öğrenme / Sunuş Yoluyla Öğretme Yaklaşımının
Dört Temel Özelliği
-
a-Öğretmen
ve öğrenci arasında yoğun bir etkileşim gerektirir.Öğretmen
öğrencilerin aktif katılımını sağlamaya çalışır.Başlangıç
sunuşlarını öğretmen yapmakla birlikte (1-2 dakika ya
da en fazla 5 dakika)hemen arkasından öğrenciler
fikirlerini,örneklerini,tepkilerini açıklar,tartışırlar.
Bu durum,ders boyunca sürer.
-
b-Sunuş
yoluyla öğretme,somut kavramların anlamlı hale
getirilmesi için bol örnek vermeyi,resimlerle,şemalarla
somutlaştırmayı;kısacası tüm duyu organlarına hitap
eden uyarıcıların kullanılmasını gerektirir.Diğer
bir deyişle,kavramların, ilkelerin somut yollarla ve
anlamlı bir biçimde öğrenilmesine yardım eder.
-
c-Daha
önce de ifade edildiği gibi,sunuş yoluyla öğretme
genelden özele doğru hiyerarşik bir sıra izler. Önce
konunun temel çerçevesi verilir.Daha sonra,ayrıntı bu
temel çerçevenin içine yerleştirilir.
-
d-Öğrencilerin
önce ve yeni öğrendikleri arasında yatay ve dikey ilişkiler
kurması sağlanarak anlamlı öğrenmeleri gerçekleştirilir.
-
Alış
Yoluyla Öğrenme / Sunuş Yoluyla Öğretim stratejilerini
de kapsayan tüm doğrudan öğretim-aşamalı öğretim
modellerinde,bir dersin işlenmesi sırasında yer alması
gereken etkinlikler büyük ölçüde benzerlik göstermektedir.
-
Hemen
tüm bu modellerde DERSİN BAŞLANGIÇ aşamasında;öğrenciyi
öğrenmeye hazırlamak üzere öğrencilerin dikkatini öğrenme
konusu üstüne çekme,ne öğrenecekleri ve öğrendiklerini
nerelerde kullanacakları hakkında bilgi verme ve öğrenmeye
güdülemeye dönük etkinlikler yer alır.Böylece öğrencilerin,
öğrenme konusu üstünde odaklaşması sağlanır.Ayrıca
yeni öğrenilecek davranışlarla ilgili önceki öğrenmeler
gözden geçirilerek kullanıma hazır hale getirilir. Yeni
ve eski öğrenmeler arasında ilişki kurularak anlamlı öğrenme
sağlanır. Bu etkinlikler genellikle dersin başlangıç aşamasında
yer alır.
-
Dersin
başlangıç aşamasından sonra,GELİŞME aşamasında yeni
öğrenilecek konuyla ilgili uyarıcı metaryeller
verilir.Yani öğrenciye hedef davranışların kazandırılmasını
sağlayacak açıklamalar,örnekler,dramatizasyonlar,demonstrasyonlar
çeşitlmi araç - gereçlerle yapılır.
-
Öğrencilerin
konuyu anlayıp anlamadıkları sık ve kısa cevaplı
sorular vb. yollarla kontrol edilir.Daha sonra öğretmen
rehberliğinde,kazandırılmak istenen davranışı öğrencinin
yapması sağlanır;öğrenciye öğrenme sonuçları hakkında
bilgi verilir.Eksik ve yanlış öğrenmelerini düzeltmesi,tamamlaması
için ek öğrenme materyalleri verilir.
-
Dersin
sonuç alma aşamasında ise,öğrencilerin ne derecede öğrendiğini
belirleme ve öğrenilenlerin kalıcılığını artırma,yeni
durumlarda kullanmalarını sağlama,yani transferi gerçekleştirmek
üzere etkinliklere yer verilir.
-
Yukarıda
kısaca verilen bir dersin işlenişi sırasında yapılması
gereken etkinlikler öğrenmenin oluşum sürecine göre,kısa
bir sıralaması yapılmıştır. Ancak bu değişmez bir sıra
değildir.
-
-
ÖĞRETİM
ETKİNLİKLERİ
-
Dikkat
Çekme :
-
Bu
etkinliğin amacı;öğrencinin uyarıcıyı algılamasını
sağlamak için,öğrenciyi tetikte bulundurmaktır.Daha önce
öğrenme süreçlerinde açıklandığı gibi;oda aydınlığındaki
ani değişmeler,ses değişmeleri;öğretmenin ses
tonundaki alçalma,yükselme,vurgulamalar,el çırpma,zıt
uyarıcılar vb.dikkat çekmede kullanılan bazı uyarıcılardır.
-
Öğretmenin
dersin başında konuyla ilgili kasetten dinleyeceği öykü,şiir,videodan
izleyeceği film kendisinin farklı giysilerle sınıfa
girmesi dikkat çekici etkinliklerdir. Örneğin : Haberleşme
ile ilgili bir ünitenin işlendiği bir günde öğretmenin
postacı şapkası giymiş ve postacı çantası almış bir
biçimde "Bak postacı geliyor,Selam veriyor" şarkısını
söyleyerek sınıfa girmesi öğrencilerin dikkatini konu
üstüne çeken bir etkinliktir.
Öğrenciyi Hedeften Haberdar Etme ve Benimsetme:
-
Öğrenci,neyi
öğreneceğini bilmek ihtiyacındadır.Yani bu derste neler
öğrenecek, öğrendiklerini nerelerde kullanacak bunları
bildiği takdirde öğrenmeye ihtiyaç duyacak,öğrenmek için
harekete geçecektir. Ölçüler ünitesinde "uzunluk ölçüleri"nin
inceleneceği bir derste öğrencinin bu konuda öğreneceği
davranışları yaşamında nerede,nasıl kullanacağının
açıklanması,uzunluk ölçülerini bilmenin gereğine
inandırılması,öğrencinin öğrenmek için güdülenmesini
sağlayacaktır.
-
Yukarıdaki
örneği devam ettirecek olursak,"mektup yazma ve
postalama" konusunun işlendiği bir derse başlarken
öğretmenin bir tanıdığından,öğrencisinden vb. gelen
bir mektubu okuyarak derse başlayabilir.Sonra öğrencilerden
mektup yazmayı gerektirecek derecede uzaklarda bir tanıdıklarının
olup olmadığı sorulur.Olumlu cevaplar üzerine "biz
bugün bu derste mektubun nasıl yazılıp,nasıl
postalanacağını öğreneceğiz.Böylece her istediğiniz
zaman,istediğiniz kişiye mektup yazıp
postalayabileceksiniz" diyerek öğrencileri hedeften
haberdar eder.ve hedefi benimsetir.
Ön Öğrenmelerin Hatırlanmasını Sağlama
-
Yeni
öğrenmelerin oluşumu için gerekli uyarıcıları
vermeden önce,yeni öğrenmeyle ilgili olan önceki öğrenmelerin
kısa süreli belleğe (işleyen belleğe) geri getirilerek
hatırlanması sağlanmalıdır.Böylece önkoşul öğrenmeler
kullanıma hazır hale getirildikten sonra yeni öğrenmelere
geçilmeli,eski ve yeni öğrenmeler arasında ilişkiler
kurularak anlamlı öğrenme sağlanmalıdır. Daha önce
zihinde var olan ilgili şema harete geçirilerek yeni bilgi
ile genişletilebilir ya da tamamen bu konu ile ilgili yeni
bir şema oluşturulabilir.
Uyarıcıları Sunma:
-
Dersin
bu aşamasında yeni öğrenilecek davranışlarla ilgili
uyarıcılar sunulur.Öğrenilecek ürüne bağlı olarak
sunulacak uyarıcılar da farklılık gösterebilir.
-
Kavram
ya da ilke öğrenilecekse,onların temsilcileri olan
semboller,nesneler,modeller,numuneler,gerçek varlık ya da
olaylar gösterilebilir.İşitsel,görsel ve diğer duyu
organlarına hitap eden uyarıcılar sunulabilir.
-
Eğer
bir öğrenme / çalışma stratejisi öğrenilecekse ; öğretmen
stratejiyi sözel olarak açıklayabilir.bunun yanı sıra
da stratejiyi adım adım uygulayarak gösterebilir.
-
Motor
beceri öğrenilecekse;temel haraketler ve kazandırılması
hedeflenen davranışlar adım adım açıklanarak gösterilmelidir.
-
Tutumların
öğrenilmesinde ise ; kazandırılacak davranışı sevilen
insan modelleri ya da ilgi çekici çizgi film kahramanları
göstererek uyarıcı olmalıdır.
-
Sunulacak
uyarıcıların etkili olabilmesi için öğrencilerin
dikkatini çekici,öğrencilerin öğrenme konusu üstünde
odaklanmasını sağlayıcı nitelikte olmalıdır.
-
Örneğin;mektup
yazma konusunda uyarıcı olarak öğretmene,anne veya
babaya,arkadaşa vb.yazılan mektuplar tepegözle yansıtılyarak
okunabilir.
Öğrenme Rehberi Sağlama:
-
Öğrenme
rehberi;öğrencinin anlamlı öğrenmesine ve öğrendiklerini
hatırlamasına yardım eder.Kısacası bu aşamada öğrenciye,kendi
kendine öğrenmesi için öğrenme stratejileri sağlanmaktadır.
-
Öğrenilecek
bilgi,sözel bilgi ise,öğrenme rehberi,öğrencinin anlamlı
öğrenmesini sağlayan bellek destekleyicileri olabilir.
-
Öğrenilecek
bilgi,kavram ya da kural ise,öğrenme rehberi;kavramın ya
da kuralın kapsadığı alt kavram ve kurallar arasındaki
ilişkileri gösteren şemalar / haritalar,örnekler ve sözel
ifadeler olabilir.
-
Öğrenilecek
davranış motor beceri ise ,becerinin sıkça tekrar
edilmesi,otomatikleşinceye kadar pratik yapılmasıdır..
Öğrenme rehberi,gerek sözel ifadeler,açıklamalar,vurgulamalar
olsun,gerekse grafikler,tablolar,şemalar,resimler biçiminde
olsun öğrencinin bilgiyi kodlamasını sağlamalı ve daha
sonra bilgiyi uzun süreli bellekten geriye getirmesinde /
hatırlamasında ipucu görevi görmelidir.
-
Yukarıdaki
mektup yazma örneğini devam ettirecek olursak;öğrenme
rehberi olarak öğrencilere neler sağlanabilir ?
-
Yeni
kazandırılacak davranış olan mektup yazma ile ilgili
uyarıcı olarak tepegözle yansıtılan bir kaç mektup
okunmuştu.Öğrencinin mektup yazabilmesi için,bu
mektupların ortak özellikleri çıkarılarak,mektup
yazmada dikkat edilecek kurallar belirlenir ve daha önce öğrenilmiş
olan kompozisyon yazmanın ilk aşaması olan planlama aşaması
hatırlanır ve mektup yazmaya da ilk aşama olarak planlama
ile başlanılacağı belirlenir. Bir mektupta bulunması
gereken bölümler ve bölümlerde yer alması gereken
bilgiler ÖĞRENME REHBERİ olarak verilebilir.
-
Böylece
öğrenci bu öğrenme stratejisini kullanarak mektup yazma
davranışını gerçekleştirir.
Performansı (davranışı) Ortaya Çıkarma
-
Dersin
bu aşamasında öğrenci,kazandırılmak istenen davranışı
gösterir.Böylece öğrenmenin gerçekleşmiş olup olmadığı
;ortaya konan davranışa bakılarak anlaşılabilir.
-
Bu
aşamada öğrencinin kazanması gereken davranış ne ise
onu yapması beklenir.Örneğin " 100 gr. elma 150 TL.
ise bir kg. elme ne kadardır ? diye bir soru sorulduğunda;verilecek
cevapla hem kesirlerle ilgili bilgi (davranışlar) hem de
kilogramın alt birimleri ile ilgili bilgi ortaya çıkarılmış
olur.
-
Mektup
yazma ve postalama örneğini sürdürecek olursak burada
ortaya konması gereken davranış mektup yazma,zarfın üstünü
yazma ve nasıl postalanacağını göstermedir.
Dönüt Sağlama:
-
Öğrencinin
davranışını ortaya koymasından hemen sonra,gösterilen
davranışın doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında
bilgi verilmesidir.Dönüt,öğrenme sonuçları hakkında
verilen bilgidir.Eğer öğrencinin yaptığı davranış doğru
ise pekiştirilir. (aferin,çok güzel,çok doğru vb.) yanlış
ise düzeltilmesi için yeni uyarıcılar (ipuçları)verilir.
-
Yukarıda
verilen örneği sürdürecek olursak,öğrenci kg.ve gr.
arasındaki ilişkiyi bilerek bir kg. elmanın fiyatını doğru
hesapladı ise,pekiştirilir. Hesaplama sonucu yanlış ise
öğrencinin neden yanlış yaptığı araştırılır.Öğrenci
belki 100 gramın kilogramın 10'da 1'i olduğunu bilmiyor
olabilir; problemin yapısını anlamamış olabilir.Bu
durumda öğretmen,öğrencinin öğrenme güçlüğünün
nedenini bularak ona göre yeni uyarıcılar / ipuçları
vererek öğrenme eksiğini tamamlamalıdır.
Performansı Değerlendirme:
-
Öğrencinin
o derste kazanması gereken davranışları ne derecede
kazandığını yoklamadır.Örneğin;derste ağırlık ölçü
birimi ve alt birimleri öğrenildiğinde bunların ne
derecede öğrenildiği çeşitli problemler sorularak
yoklanmalıdır.Dersin son aşamasında yapılan bu değerlendirme
sonucuna göre öğrenmenin ne derece gerçekleştiği gözlenir
ve öğrenciler sonuçlar hakkında bilgi verilerek
gerekirse tamamlama eğitimi yapılır.
-
Kalıcılığı
Sağlama ve Transferi Güçlendirme:
-
Öğrenmenin
ilk oluşumundan hemen sonra,öğrenciye öğrenmeyi güçleştirici
nitelikte alıştırma, örneklendirme, proje vb. ödevler
verilmelidir. Bu alıştırma ve ödevlerin başlangıç öğrenmesini
izleyen aynı gün ve hafta içerisinde yapılmasında yarar
vardır.Çünkü aralıklı gözden geçirmeler,öğrenilenlerin
yeni problem durumunda kullanılması,öğrenilenlerin kalıcılığını,hatırlamayı
ve transferi güçlendirmektedir.Ancak aralıklı gözden geçirme
ve alıştırmaların,örneklerin,çözülecek problemlerin
yeni olması gerekir.
|
BULUŞ
YOLUYLA ÖĞRETİM STRATEJİSİ
(DISCOVERY
TEACHING)
Jerome
Bruner tarafından geliştirilen stratejide öğretim sürecinin
merkezinde öğrenci vardır. Ampirik çalışmalara ağırlık veren
Bruner, bilimin temel bir kuralını daima ön planda tutmuştur; hangi
verilerden sonuçlara varılacaksa, o veriler üzerinde gözlem yapılmalıdır.
Bir kez, akademik psikologlar belirli bir filmin çocuklar üzerindeki
etkisini tartışırlarken Bruner'i danışman olarak davet etmişlerdir.
Tartışmayı bir süre izledikten sonra Bruner'in önerisi şu olmuştur:
"Bunu, filmi seyrettikten sonra çocuklara soralım!" Bruner aynı
yaklaşımı eğitim psikolojisinin problemleri karşısında da göstermektedir.
Çocukların okullarda nasıl öğrendiklerini anlamak istiyorsanız, o
zaman kafes içindeki fare ve güvercinleri değil sınıftaki çocukları
inceleyiniz. Bruner'e göre eğitimin en son amacı "bir konunun yapısı
hakkında genel bir anlayış geliştirmektir." Öğrenci bir
konunun, dersin yapısını anladığı zaman, onu ilişkili bir bütün
olarak görür. "Bir konunun yapısını kavramak, daha pek çok şeyin
anlamlı bir biçimde o konuyla ilişkilenmesine olanak sağlar. Bruner öğretmene
(mesajlarını zaten hep iş başındaki öğretmene yöneltmektedir) öğrencinin
belli bir konunun yapısını algılayabilmesi için gerekli koşulları
sağlamada yardımcı olmasını öğütlemektedir. Öğrenme bir yapıya
dayalı olduğu zaman daha kalıcıdır ve kolaylıkla unutulmaz.
Tümevarım
akıl yürütme yoluyla öğrenmeyi sağlayan bu yaklaşımda esas örneklerden
kurallara ve genellemelere ulaşma süreci kullanılır. Sonuçta kural ya
da bilgi yapısını keşfeden öğrencidir. Keşfetme yoluyla öğrenmeyi
sağlamak kuşkusuz kolay değildir. Uygulama esnasında aşağıdaki
ilkeler oldukça önem taşır:
-
Öğretmen
yetenekli ve esnek olmalı,
-
Aynı
zamanda da konuyu çok iyi bilmelidir.
-
Öğretmen
sabırlı olmalıdır. Çünkü keşfetme yoluyla öğrenme aceleye
getirilemez. Böyle bir öğrenme genellikle umutsuzluğa yol açacak
derecede yavaştır, fakat öğrencinin bir anlama düzeyine girişmesini
amaç edinmek beklemeye, sabır göstermeye değer.
-
Öğrencilerin
sürekli desteklenmesi gerekir. Burada öğretmenin yardımı, desteği,
rehberliği önemlidir.
-
Öğretmenin
vereceği destek, çocuğa ve öğrenciye güven verir.
-
Öğrenciyi
harekete geçirmede diğer önemli bir husus, araştırma ve keşfetme
çabalarının yönünün belirlenmesidir. Öğrenci, amacı bilmeli
ve çözüm yöntemlerinin amaca uygun olup olmadığını bilmelidir.
-
Öğretmen
öğrencilere seçenekler sunmalı, değişik yaklaşımlar geliştirmek
için yaşantılar sağlamalıdır.
Buluş
Yoluyla Öğretimin etkili bir şekilde gerçekleşmesi için:
-
Özellikle
üst düzeyli hedef-davranışların (Kavrama-sentez) öğrencilere
kazandırılmasında kullanılmalıdır.
-
Öğretmen
stratejiyi önceden çok iyi planlamalıdır.
-
Öğrencilere
verilecek örnek durumlar önceden hazırlanmalıdır.
-
Yönlendirici
sorularla öğrenciler cevabı tahmin etme konusunda
cesaretlenmelidir.
-
Stratejinin
uygulanması esnasında değişik yöntem, araç-gereçler ve oyunlar
kullanılmalıdır.
-
Dersle
doğrudan ilgili olmayan konularda da olsa öğrencilerin merakını
doyurmaya önem verilmelidir.
-
Ders
konusuyla ilgili alanlarda çok sayıda zıt örnekler kullanılmalıdır.
-
Örneklere,
alıştırmalara ve öğrenci etkinliklerine yeterince zaman ayrılmalıdır.
Stratejinin
Uygulanması
Jacobsen
ve diğerleri (1985), buluş yoluyla öğretme adımlarını şöyle
listelemiştir (Senemoğlu, 1997: 476-77):
-
Öğretmenin
örnekleri sunması
-
Öğrencilerin
örnekleri betimlemeleri
-
Öğretmenin
ek örnekler vermesi
-
Öğrencilerin
ek örnekleri betimlemesi ve öncekilerle karşılaştırmaları
-
Öğretmenin
ek örnekleri ve örnek olmayan durumları sunması
-
Öğrencilerin
zıt örnekleri karşılaştırmaları
-
Öğretmenin,
öğrencilerin teşhis ettiği özellikleri, ilişkileri ya da
ilkeleri vurgulaması
-
Öğrencilerin
tanımlamaları, ilişkileri ve özellikleri ifade etmeleri
-
Öğretmenin
öğrencilerden ek örnekler istemesi.
BULUŞ
YOLUYLA ÖĞRETİM STRATEJİSİNE ÖRNEK
|
Öğretmenin
örnekleri sunması
|
Öğretmen:
Çocuklar şimdi kimyasal bir duruma ilişkin örnekler veriyorum
dikkatlice izleyiniz.
-Mürekkebin
su içerisinde dağılması
Çocuklar
bu örneklerin ortak yanı nedir? Burada size göre nasıl bir
kimyasal durum gerçekleşmektedir?
|
|
Öğrencilerin
örnekleri betimlemeleri
|
Öğrenci
A: Burada maddeler etkileşime girmektedir.
Öğrenci
B: -------Doğal bir durum.
Öğrenci
C: Çözelti yani karışım oluşmaktadır.
|
|
Öğretmenin
ek örnekler vermesi
|
Öğretmen:
Çocuklar yukarıdaki duruma benzer örnekler veriyorum.
-Parfümün
odaya yayılması.
-Ter
kokusunun çevreye yayılması.
Çocuklar
bu örnekleri de dikkate alarak burada gerçekleşen kimyasal süreci
söyleyebilir misiniz?
|
|
Öğrencilerin
ek örnekleri betimlemesi ve öncekilerle karşılaştırmaları
|
Öğrenciler:
Bu örneklerin hepsinde maddeler birbirlerine karışmaktadırlar.
|
|
Öğretmenin
ek örnekleri ve örnek olmayan durumları sunması
|
Öğretmen:
Şimdi sizlere yukarıda gerçekleşen kimyasal örneklerden farklı
örnekler veriyorum. Dikkat ediniz.
-Suya
kum taşlarının atılması
-Bakırla
alüminyumun birleşerek alaşım oluşturması.
Bu
örneklerle ilk verdiğimiz örnekler arasındaki farkları söyleyebilir
misiniz?
|
|
Öğrencilerin
zıt örnekleri karşılaştırmaları
|
Öğrenci
X: Öğretmenim son örneklerde bir birleşim ve karışım gerçekleşirken;
yukarıda verilen ilk örneklerde maddenin yayılması söz
konusu.
|
|
Öğretmenin,
öğrencilerin teşhis ettiği özellikleri, ilişkileri ya da
ilkeleri vurgulaması
|
Öğretmen:
Aferin . Burada gerçekleşen olayı yakaladın. Çocuklar yayılma
ile birleşik arasındaki farka dikkat edin. Öyleyse ilk örneklerde
gerçekleşen duruma biz ne diyebiliriz?
|
|
Öğrencilerin
tanımlamaları, ilişkileri ve özellikleri ifade etmeleri
|
Öğrenci
A: Öğretmenin bu örneklerde maddelerin bir ortamdan başka
ortama yayılması söz konusu.
Öğretmen:
Yani....birisi bana bu olayı molekül ve madde kavramlarıyla açıklayabilecek
mi?
Öğrenci
N: Öğretmenim ilk verdiğiniz örneklerin tümünde sonraki örneklerden
farklı olarak bir yayılma gerçekleşiyor.
Öğretmen:
Biraz açar mısın?
Öğrenci
N: Burada moleküller çok yoğun bir ortamdan az yoğun bir
ortama geçiş yapıyor, hareket ediyor.
Öğretmen:
Çok teşekkür ederim. Çocuklar biz bu olaya difizyon diyoruz.
Ne imiş?
Öğrenciler
hep birlikte: DİFİZYON.....
Öğretmen:
Şimdi bu kavramı Betül bir daha tanımlayabilir misin?
Betül:
Difüzyon: Moleküllerin çok yoğun olarak bulundukları ortamdan
az yoğun oldukları ortama geçiş yapmalarıdır öğretmenim.
Öğretmen:
Teşekkür ederim.
|
|
Öğretmenin
öğrencilerden ek örnekler istemesi.
|
Öğretmen:
Çocuklar difizyon’a günlük yaşamdan örnekler bularak
defterinize yazınız.
|
ARAŞTIRMA İNCELEME YOLUYLA ÖĞRENME STRATEJİLERİ
(INQUIRY
TEACHING)
Bu
strateji daha önceleri matematik, fen bilgisi gibi doğa bilimlerinde
uygulamalı olarak kullanılırken, daha sonraları araştırmalar göstermiştir
ki bütün konu alanlarında kullanılabilmektedir. Konu alanı içeriğinde
problem ya da çözülmesi gerekli bir durum varsa en etkili stratejidir.
Bu stratejinin kullanılabilmesi için konunun hedef-davranış boyutu en
az uygulama ve daha üst düzeyde olmalıdır. Dolayısıyla üst düzeyli
zihinsel süreçlerin geliştirilmesinde en etkili stratejilerden
birisidir. Bu strateji sadece sınıf içerisinde değil aynı zamanda
laboratuar, atölye ve okul dışı doğal ortamlarda kullanılabilir.
Araştırma-inceleme
yoluyla öğretim stratejisi; bilimsel yöntemleri günlük ders oturumu
gibi küçük zaman dilimlerine sıkıştıran alıştırmalar vasıtasıyla
öğrencileri doğrudan bilimsel süreçlerin içerisine katan bir yaklaşımdır.
Schlenker, bu stratejinin, bilimin anlaşılmasına, yaratıcı düşüncenin
kullanılmasına, bilgiyi inceleme, analiz etme ve üretme becerilerini
geliştirdiğini ifade etmiştir. Özellikle kuramsal bilgilerde beklenen
öğrenme performansını gösteremeyen öğrenciler bu stratejiyle oldukça
başarılı olmaktadırlar.
Araştırma-İnceleme
Stratejisini Geliştiren Suchman’a göre:
-
Öğrenciler
bir problem ya da bilgi içeriğini ilginç buldukları zaman doğal
olarak araştırırlar.
-
Onlar
kendi düşünme stratejilerinin farkına varabilirler ve bunları
yeni yaklaşımlarla geliştirebilirler.
-
Yeni
stratejiler doğrudan öğretilebilir ve öğrencilerin var olan
stratejilerine ilave edilebilir.
-
İşbirliğine
dayalı araştırma etkinlikleri, düşünceyi zenginleştirir ve öğrencilerin
bilgiyi denemelerine, onun gerçek doğasını kavramalarına destek
olur.
Stratejinin
Uygulanması
Safha
1: Problemi hissetme ve onunla yüzleşme
Safha
2: Problem durumunu tanımlama ve netleştirme
Safha
3: Problemle ilgili bir araya getirerek hipotezler kurma.
Safha
4: Problemin çözümü için yöntem geliştirme ve veriler-kanıtlar
toplama
Safha
5: Veri ve kanıtları analiz ederek hipotezleri test etme.
Bu
stratejinin kullanımında ilginç ve şaşırtıcı bir problemin seçilmiş
olması önemlidir. Çoğu zaman problem durumunun önceden öğretmen
tarafından belirlenerek, planlanmış olması uygulamada etkili olabilir.
İlginç, kısmen belirsiz ve merak uyandırıcı problemin
belirlenmesinden sonra öğrenciler öğretmene sorular sorarlar.
Problemin tanımlandığı ve sınırlandırıldığı bu aşamada öğretmenin
doğrudan ayrıntılı açıklamalar yerine “Evet” ve “ Hayır” şeklinde
cevaplar vermesi gerekir. Bu ipuçları yardımıyla öğrencilerin
kendilerinin problemi kavramları ve hipotezler oluşturmaları sağlanmalıdır.
Öğrencilerin soruları ve öğretmenin yapmış olduğu yönlendirme
onların hipotezler geliştirmelerini sağlar.
Bu
ilginç durumun gösterilmesinden sonra öğrenciler öğretmene sorular
sorarlar. Bu soruların “evet” ya da “hayır” şeklinde
cevaplanması gerekir. Öğrenciler bu konuda soruda sormayabilirler.
Onlar problemi çözmek için araştırmalarının yapısını oluşturup,
ona odaklanmak zorundadırlar.
Öğrenciler
sorular sormaya devam ederler. Bu sorular evet ya da hayır şeklinde
cevaplanamıyorsa öğretmen onlara kuralları tekrar hatırlatır. Öğrenciler
bu şekilde sorularını uygun olarak ifade etmeyi öğrenirler. Öğrenciler
araştırma yolundan uzaklaştıkları zaman, öğretmen “Bu soruyu evet
veya hayır ile cevap verebileceğim bir şekilde tekrar ifade edebilir
misin?” gibi sorularla onları kılavuzlamalıdır.
Bir
süre sonra öğrencilere araştırmada ilk adımın; durumun (yani
nesnelerin türü ve benzerliği; olaylar ve bu ilginç durumu çevreleyen
koşullar) gerçeklerin doğruluğunu kanıtlamak olduğu öğretilir.
“Eğer
çocuk konuyla ilgili görünen bütün değişkenler arasındaki karışık
ilişkilerden hipotez oluşturmaya çalışırsa, hiçbir kayda değer
ilerleme olmadan, belirsizce test etmeye devam edebilirlerdi. Bunun yerine
değişkenleri ayırt ederek ve onları teker teker test ederek bu neden
sonuç ilişkilerini daha doğru keşfedebilirler.”Sonuç olarak, öğrenciler
ne olduğunu tamamen açıklayacak hipotezler geliştirmeye çalışırlar.
Öğrenciler açıklama yapmaya ve sorular sormaya cesaretlendirilmelidir.
Yapılan alıştırmalar, denemeler ve yöneltilen sorular doğru sonuçlar
elde edilmesini sağlayacaktır. Bu stratejide amaç herhangi bir
problemin içeriği değil öğrencilerin açıkça araştırma yöntemlerinin
farkında olması ve onları kullanmasıdır.
Araştırmanın
ilk bölümlerinde öğretmenin rolü, problem durumunu seçmek, problemin
çözme sürecinde anlaşmazlık durumlarında danışmanlık yapmaktır.
Öğretmenin en önemli tepkisi bu sürecin ikinci ve üçüncü safhalarında
olur. Özellikle problemin tanımlanması ve hipotezlerin kurulması aşaması
bir araştırma sürecinin en önemli bölümü olduğundan bu aşamaların
doğru yapılanması şarttır. Aksi taktirde yöntem amacına ulaşmayacaktır.
Bu nedenle öğretmenin ilk üç aşamada problem durumunu ve öğrenci
tepkilerini çok iyi izlemesi ve gerektiğinde müdahaleler yapması
gerekir.
ARAŞTIRMA-İNCELEME
YOLUYLA ÖĞRENME (Örnek)
Ders:
Coğrafya
Konu:
Yurdumuzdaki İklim Tipleri
|
Dersin
Bölümleri
|
Öğretme-Öğrenme
Etkinlikleri
|
|
Başlangıç
Etkinlikleri
(Dikkat
Çekme ve Güdüleme)
|
Öğretmen
kışın soğuk bir havada sınıfa girer ve : “Oooo çok üşüdüm!
Tabii artık kış geldi havalar soğudu.” der ve öğrencilere
konuya dikkatlerini çekmek için nereli oldukları hakkında
sorular sorar:
-
Çocuklardan
biri Antalyalı olduğunu
-
Diğeri
Karslı olduğunu
-
Bir
diğeri de Rizeli olduğunu söyler.
-
Öğretmen
o halde kışın Antalya bu kadar soğuk mu diye sorar.
-
Aynı
soruları Rizeli ve Karslı çocuklara da sorar
-
Evet
çocuklar; o halde, görüldüğü gibi yurdumuzda çok farklı
iklim
tipleri görülmektedir. Bu gün bu konuyu araştırarak öğrenelim.
|
|
Problemi
Belirleme ya da Tanımlama
|
O
halde bugün, araştırarak çözüme kavuşturacağımız
problemimizi tam olarak ifade edip tahtaya yazalım.
*
Çocukların ifadeleri doğrultusunda, Akdeniz’de,
Karadeniz’de, İç Anadolu’da, Doğu Anadolu, Ege ve Güney Doğu
Anadolu bölgesinde nasıl bir iklim şartları hüküm sürdüğü
problemini ifade etmelerini sağlarız.
|
|
Problemin
Olan Çözümlerini (Denencelerini) İfade Etme
|
Öğrencilere
problemin geçici çözümünü buldurmak için şu soruyu
sorabiliriz: “Kışın Akdeniz Bölgesi neden daha ılık, Doğu
Anadolu Bölgesi neden çok daha soğuktur?”
Öğrenciler
muhtemelen “Akdeniz Bölgesinin denize komşu olması yüzünden
ılık, Doğu Anadolu Bölgesinin de Denizden uzak ve yüksek
olmasından dolayı soğuk hava şartları hüküm sürmektedir”
gibi cevaplar vereceklerdir.
|
|
Problemin
olan çözümlerini (denencelerini hipotezlerini ) ifade etme
|
Öğrencilerin
cevapları, tahtaya yazılır.
|
|
Verilerin
analizi denencelerin karşılaştırılması ve yorumlanması
|
tablolaştırılır.
|
|
Bölgeler
|
İklim
Tipleri
|
Hava
Şartları
|
Görülen
Hava Şartlarının Sebepleri
|
|
Karadeniz
Bölgesi
|
Karadeniz
|
Yazları
yağışlı ve ılık, Kışları ılık
|
Denize
yakınlık olduğu için her mevsim yağışlı. Kuzeyde olduğu için
güneyden daha soğuk.
|
|
Akdeniz
Bölgesi
|
Akdeniz
|
Yazları
sıcak ve kurak, kışları yağışlı
|
Güneyde
olduğu için, denize yakın olduğu için ılık bir mevsim.
|
|
Doğu
Anadolu Bölgesi
|
Karasal
|
Yazları
sıcak kışları kar yağışlı
|
Dağların
yüksek olması, denizden uzak olması yüzünden sert bir iklim.
|
|
Güneydoğu
Anadolu Bölgesi
|
Karasal
|
Yazları
çok sıcak ve kurak, kışları soğuk
|
Yazın,
güneyde olduğu için ve karasal olduğu için sıcak, kışın
denizden uzak ve karasal olduğu için soğuk olmaktadır.
|
|
Ege
Bölgesi
|
Akdeniz
|
Yasları
kurak, kışları yağışlı
|
Akdeniz’e
yakın olup, denize kıyısı bulunduğu için Akdeniz ikliminin
aynısı
|
|
İç
Anadolu Bölgesi
|
Karasal
|
Yazları
sıcak ve kurak, kışları kar yağışlı
|
Karasal
olup, çevresinde dağlar bulunup, denizden uzak olduğu için
sert bir iklim görülmektedir.
|
|
Marmara
Bölgesi
|
Geçiş
İklimi
|
Yazları
yağışlı ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlı
|
Karadeniz
ve Ege Bölgelerine komşu olduğu için hem Karadeniz hem Akdeniz
iklimi görülür. İkisi arasında geçiş özelliği arz
etmektedir.
|
|
Verilerin
Toplanması
|
Öğretmen
şimdi bu elde ettiğimiz verileri özetleyelim der ve öğrencilerin
özet yapmalarına rehberlik yapar.
soğuk
geçtiği sonucuna ulaşmalarını sağlarız.
mı?doğrulanmadı
mı?sorusunu sorar ve söyledikleriyle öğrencilerin tablolarını
karşılaştırır.
Öğretmen,
bu durumda yurdumuzda, bölgelerde hangi iklimlerin görüldüğü
ve nasıl bir hava şartlarının hüküm sürdüğü sorusunu
sorar ve öğrencilerden tekrar cevaplar alır.
|
|
SONUÇ
ETKİNLİKLERİ
|
Öğretmen
öğrencilerden birini, bitki örtüsü ile ilgili çizdiği
tabloyu tahtaya çizdirir (Aşağıda verilmiştir). Tablo üzerinde
sınıfça tartışılır. Diğer öğrencilerin de kendi hazırlıklarını
dikkate alarak yanlışlarını düzeltmeleri istenir..
|
|
Bölgeler
|
Görülen
Bitki Örtüsü
|
Özellikleri
|
|
Akdeniz
B.
Ege
B.
Karadeniz
B.
Marmara
B.
İç
Anadolu B.
Güney
D. A. B.
Doğu
A. B.
|
Maki
Maki
Orman
Orman-Maki
Orman
Bozkır
Bozkır
|
Kısa
boylu, kuraklığa dayanıklı bodur çalılar.
Kısa
boylu, kuraklığa dayanıklı bodur çalılar.
Her
mevsim yağışlı olduğundan gür ve sık ağaç.
Geçiş
iklimi olduğu için hem orman hem maki.
Kısa
boylu ot toplulukları.
Kısa
boylu ot toplulukları.
Kısa
boylu ot toplulukları.
|
TAM
ÖĞRENME MODELİ
(MASTERY
LEARNING)
Öğretme
modelleri öğrenmeyi en etkili ve verimli olarak sağlayabilmek için, öğrenme
düzeyini etkileyen önemli değişkenleri ve bunlar arasındaki ilişkileri
açıklamaktadır. Walberg ve arkadaşları genel olarak, okulda öğrenme
modelleri olarak niteledikleri sekiz öğretme modelini, modeli oluşturan
değişkenler bakımından incelemiştir. Bu modeller Bruner (1966), Gagne
(1974) ve Glaser (1976) modelleri, öğrenme psikolojisindeki teorilerden
doğmuştur. Diğer beş model ise, ögelerinin zaman terimiyle açıklandığı
Carroll’un “okulda öğrenme modeli”nden kaynaklanmıştır. Bunlar
Cooley ve Leinhardt (1975), Bloom (1976), Haraischfeger ve Wiley (1976) ve
Benet (1978) tarafından geliştirilen modellerdir.
Öğrencilerin
öğrenme düzeyini başka bir ifade ile öğrenme ürünlerini etkileyen
iki tane bağımsız değişken vardır. Bunlardan birincisi öğrenme-öğretme
sürecinin başlangıcında öğrenci giriş özellikleri diğeri ise öğretim
hizmetinin niteliğidir. Öğretim etkinliklerinin uygulanması aşamasında
bu iki değişken kontrol altına alınır, iyi planlanır ve uygulanırsa
öğrencilerde tam öğrenme gerçekleştirilebilir.
Giriş
davranışları, öğrencinin ön öğrenmelerini, entellektüel yeteneğini,
gelişimini, güdüleme durumu ve öğrenme yeteneğinin sosyal-kültürel
belirleyicilerini kapsamaktadır (De Cecco, 1968, s. 12). Öğrencinin öğrenme
sürecine girebilmesi için öğrenciye kazandırılması planlanan hedef
davranışların ön koşul olan öğrenmelere sahip olması
gerekmektedir. Giriş davranışları kazanılmadan öğrencinin öğretme-öğrenme
sürecinde etkin olmasını beklemek oldukça güçtür. Bu nedenle öğretme
sürecinin başında öğrencinin ön koşul davranışları kazanıp
kazanmadığı belirlenmelidir Öğrenci giriş özelliklerini iki grupta
incelemek mümkündür. Bunlar bilişsel giriş davranışları ve duyuşsal
giriş özellikleridir. Bilişsel giriş davranışları öğrenme ünitesi
ya da bilgi birimlerinin öğrenilmesine etki eden ön öğrenmeler ve
bilişsel faktörlerdir. Ön öğrenmeler çoğu zaman bir önceki ünite
yada bilgi biriminde öğrencinin öğrenme yeterliliğini ifade ederken
bilişsel faktörler ise daha genel ve ön öğrenmeyi de etkileyen
zihinsel işlemlerdir. Genel bilişsel giriş davranışları olarak
isimlendirilen bu faktörler; sözel-işlemsel yetenekler, okuduğunu
anlama gücü, iletişim becerisi, dinleme becerisi, öğrenme
stratejileri-sitilleri, mantıksal düşünme becerisi, problem çözme
becerisi v.b gibi özelliklerdir. Öğrencinin öğrenme ünitesindeki
performansını doğrudan etkileyen bu özellikler, özellikle ilköğretimin
ilk yıllarında şekillenmekte ve zamanla çok zor değişebilmektedir.
Derste öğretmen tarafından kontrol edilebilecek özellik özel bilişsel
giriş davranışlarıdır. Üniteler arasında ön şart ilişkiler ve öğrenme
aşamalıkları varsa bu tür derslerde öğrenci başarısının en önemli
faktörü olmaktadır. Örneğin: matematikte iki bilinmeyenli denklemler;
bir bilinmeyenli denklemlerin; yabancı dilde pasif cümle yapıları
aktif cümle yapılarının; tarihte bir olayın nedenlerinin kavranması
o olayın ve ilgili olguların öğrenilmesini gerektirir. Özellikle
matematik, fen bilgisi ve yabancı dil derslerinde bilişsel giriş davranışları
büyük önem taşır. Bu tür derslerde ünite başında öğrencilerin
öğrenme eksiklikleri tamamlanmazsa yani gerekli şart ön bilgiler öğrencilere
kazandırılmazsa ilerleyen ünitelerde başarısızlık daha da artacaktır.
Öğrenme
ünitesinin başında etkili olan ikinci bir değişken ise duyuşsal giriş
özellikleridir. Öğrencinin konuya, öğrenme-öğretme etkinliklerine
karşı tutumu, ilgisi, güdüsü, kendine güveni ve süreçte göstereceği
çabası onun öğrenme ürünlerini etkileyecektir. Duyuşsal giriş özellikleri
okul, ders, öğretmen ya da öğrencinin kendisinden kaynaklanabilir.
Genellikle duyuşsal giriş özellikleri öğrencilerin öğrenme yaşantılarının
ürünü olarak ortaya çıkar. duyuşsal giriş özelliklerini öğretme
sürecinde olumlu duruma getirmek için öğrencinin başarılı olma
gereksinimini karşılamak gerekmektedir. Bu amaçla da her öğrencinin
bireysel hızına uygun olarak seçeneklik öğretme-öğrenme yolları
ile öğrenmesini sağlamak, dolayısıyla eğitme sistemini etkileyicilik
ve seçicilikten kurtarmak gerekmektedir.
Tam
öğrenme modelinin ikinci temel öğesi öğretim hizmetinin niteliğidir.
Öğretim sürecinde gerçekleştirilen her türlü etkinlik bu kapsam altındadır.
Eğitimin niteliğinin en önemli göstergesi dersin öğrencilere anlamlı
gelmesidir. Dersin anlamlı hale getirilmesi öğretmenin ders
materyallerini düzenli olarak vermesini, organize etmesini gerektirir. Öğrenciler
farklı bilgi düzeylerinde, beceri oranlarında ve farklı güdülerle sınıfa
gelirler. Bu sınıf organizasyonunda öğrencilerin sınıfa getirdikleri
belki de en zor problemdir. Bu problem uygun eğitim düzeyini sağlamak için
öğretmenlerin önceden hazırlanmalarını gerektirir. Eğitimin başarısının
etkisi öğrenciden öğrenciye farklılık göstermesi kaçınılmazdır.
Öğretmenler genellikle derslerini çok iyi öğreteceklerinden emin
oldukları halde, bazı öğrenciler diğerlerinden daha yavaş bazıları
ise diğerlerinden daha hızlı öğreneceklerdir. Çünkü onların daha
önceden sahip olmaları gereken fakat bunu başarabilmek için yeterli
zaman verilmediğinden dolayı oluşan önemli eksiklikleri vardır. Örneğin:
Öğretmenler, bütün öğrencilerine kişisel ihtiyaçlarına uygun
materyaller verebilir veya onların kendi seviyelerinde çalışmalarına
izin verebilirler. Bloom’a göre öğrencilerin özelliklerine (bilişsel
ve duyuşsal) ve öğrenme ünitesinin hedeflerine uygun olarak pekiştirme,
ipucu verme, öğrenci katılımı sağlama ve dönüt-düzeltme
etkinliklerinin uygulanması gerekir. Hangi yöntem ya da teknik kullanılırsa
kullanılsın bu dört değişken yerinde ve etkili bir şekilde
uygulanmalıdır.
Bloom’un
modelinin bağımlı değişkeni öğrenme ürünleridir. Bunlar, öğrencinin
bilişsel başarısı, öğrenme hızı, duyuşsal özellikleri ve
becerileridir. Öğrencilerin giriş davranışlarındaki eksiklikler
tamamlanır, ünitelerin içerisinde uygun öğretim etkinlikleriyle öğretim
hizmetinin gerekleri yerine getirilirse öğrenme ürünleri de yüksek düzeyde
olacaktır. Öğrenmeyi belirleyen değiştirilebilir değişkenleri
etkileyerek öğrenmedeki bireysel farklılıkları en aza indirmeye ve
hatta yok etmeye çalışan “tam öğrenme” modelinin başarısında
rol oynayan üç önemli etken şunlardır:
1.
Kazandırılacak hedef davranışların öğrenilebilmesi için gerekli önkoşul
öğrenmelerin önceden gerçekleşmiş olma derecesi,
2.
Öğrencinin kendini öğrenmeye verme, öğrenme sürecine katılma
derecesi,
3.
Uygulamadaki görünümü ile öğretimin öğrencinin ihtiyaçlarına
uygunluk derecesi.
Tam
Öğrenme Modelinin Uygulanması
-
Ünite
ya da konunun hedef-davranışlarını ve öğrenme içeriğini ayrıntılı
olarak belirleyiniz.
-
Konuyu
öğretmeye başlamadan daha önceki konularda önkoşul öğrenme ve
davranışların neler olduğunu belirleyiniz. Ör: Matematikte iki
bilinmeyenli denklemler konusu işlenecektir. Öğretmen dersten önce
bu konunun önkoşulu olarak bir bilinmeyenli denklemler konusunu gözden
geçirmiştir.
-
Öğrencilerin
önkoşul öğrenmelere ne derece sahip olduğunu belirleyiniz. Dersin
başında öğretmen öğrencilere bir bilinmeyenli denklemlerle
ilgili sorular yöneltmiş ve değerlendirme yapmıştır.
-
Öğrencilerin
önkoşul öğrenmelerindeki yetersizliği ya da öğrenme eksikliğini
tamamlayınız. Yapılan değerlendirmelerde öğrencilerin yaklaşık
üçte birinin bir bilinmeyenli denklemle ilgili uygulama düzeyinde
problemleri çözemediği görülmüştür. Bu sonuç üzerine öğretmen
ilave soru ve örnek problem çözümleriyle bir bilinmeyenli
denklemler konusunun tam olarak öğrenilmesini sağlamıştır.
-
Yeni
hedef ve davranışların kazandırılması için öğretim
etkinliklerini planlayınız ve uygulayınız. Öğretmen anlatım,
soru-cevap ve problem çözme yöntemlerini kullanarak iki
bilinmeyenli denklemler konusunu işlemiştir.
-
Ünitenin
hedef-davranışları gerçekleştirildikten sonra izlemeye yönelik
değerlendirme yapınız. Tüm hedef-davranışları yoklayan sorular
sormaya dikkat ediniz.
-
En
az %70’lik tam öğrenme ölçütüne göre öğrencilerin düzeylerini
değerlendiriniz.
-
Tam
öğrenme standardına ulaşamayan öğrencilerin öğrenme
eksikliklerini tamamlamak için ilave öğretim etkinlikleri planlayınız.
Tekrar konuyu anlatma, örnek sayısını artırma, takım çalışmaları
ya da ödev çalışmaları yaptırınız.
-
Tekrar
izlemeye yönelik değerlendirme yaparak tam öğrenme standardının
gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol ediniz.
-
Beklenen
düzeye ulaşılmışsa ikinci konu bölümüne ya da üniteye geçiniz.
İŞBİRLİĞİNE
DAYALI ÖĞRETİM
İşbirliğine
dayalı öğretim grup biçiminde çalışma şeklidir. Bir sınıfın öğrencilerini
gruplara ayırmakla, grup çalışması yapılmış sayılmaz. Burada
"grup" terimi yüzyüze temas halinde bulunan bir çok insanın
birbirlerini etkilediği ortam anlamında kullanılmaktadır (Abercrombie,
1970: 1-5). Eğer sınıftaki öğrenci sayısı her üyenin etkileşim içerisinde
bulunabilmesi için gerekli ortamı sağlayamayacak kadar büyükse böyle
bir sınıf grup değildir. Grup öğretiminde, öğretmen dikkatin odak
noktası olmaktan kasıtlı olarak geri durur ve üyeler arasındaki
etkileşimi cesaretlendirme yönünde gayret sarf eder (Richardson, 1967:
8-16). Grup öğretiminde üyeler arasındaki etkileşim esastır. İşbirliğine
dayalı öğretim teknikleri planlı bir şekilde bu ilkeyi gerçekleştirecek
etkinlikleri içermektedir.
İşbirliğine
dayalı öğretimin en önemli özelliği öğrencilerin ortak bir amaç
doğrultusunda küçük gruplar (takımlar) halinde birbirinin öğrenmesine
yardım ederek çalışmalarıdır (Açıkgöz, l992: 3). Sharan (1980)'ne
göre işbirliğine dayalı öğretimde, takımların araştırma veya
tartışmaların yapıldığı konularla ilgili olarak veriler toplaması,
bireysel olarak yapılan çalışmaların birleştirilerek grup üretimine
katkısının sağlanması ve elde edilen sonuçların birlikte tartışılarak
yorumlanıp ürün halinde ortaya çıkarılması söz konusudur.
İşbirliğine
dayalı öğrenme tekniklerini diğer öğrenme tekniklerinden ayıran başlıca
özellikleri Johnson ve Johnson (1987) şöyle sıralamışlardır;
1.Işbirliği
yaparak çalışmaları beklenen gruplarda üyeler arasında olumlu dayanışma
vardır. Hedefler ve görevler belirlenmiştir, böylece öğrenciler
grubun diğer üyelerinin çalışmalarına da dikkat gösterirler.
2.Işbirliği
içerisinde olan gruplarda üyelerin kendi üzerlerine aldıkları ve
bireysel olarak yüklendikleri sorumlulukları vardır. Öğrenciler bu
sorumlulukları konusunda takım olarak değerlendirilmelerinin yanında,
tek tek bireysel olarak değerlendirilirler. Böylece bütün üyeler, takımda
kime yardım ya da destek verilmesi gerektiğini öğrenirler. Küçük
gruplarda ise öğrencilerin bireysel sorumluluk ve değerlendirilmeleri söz
konusu değildir.
3.Işbirliğine
dayalı öğretim yönteminin esaslarına göre oluşturulmuş takımlarda
takım üyeleri yetenek, cinsiyet, başarı ve kişisel özellikleri açısından
heterojen olarak belirlenirken; geleneksel grupların oluşturulmasında
çoğu zaman üyelerin bu özelliklerine dikkat edilmez.
4.Işbirliği
içinde olan gruplarda bütün üyeler liderlik görevini paylaşırlar,
Geleneksel gruplarda ise lider öğretmen tarafından seçilir ve bütün
gruptan sorumlu olur.
5.Işbirliğine
dayalı olarak oluşturulmuş takımlardaki tüm üyeler takımın öğrenme
ve başarısından sorumludurlar. Her bir üyenin grup üretimine katkısı,
başarısı veya başarısızlığı takım ve takımın içerisindeki tüm
bireyler tarafından paylaşılmaktadır. Takım üyelerinden kendilerine
verilmiş ödevi yerine getirmek için birbirlerine yardım etmesi, yol göstermesi
ve destek olması beklenmektedir.
6.Işbirliği
içindeki gruplarda öğrencilerin amaçları her üyenin öğrenmesini en
üst düzeye çıkarmak ve üyeler arasında iyi çalışma ilişkilerini
korumaktır.
7.Işbirliği
yaparak çalışan gruplarda sosyal ve kişiler arası ilişkilerdeki
beceriler ve beraber çalışmanın gereği öğrencilere doğrudan öğretilmektedir.
Geleneksel gruplarda kişiler arası ilişkilerde ve küçük grup çalışmalarında
gerekli olan becerilerin üyelerde var olduğu farz edilir.
8.Işbirliğine
dayalı öğretim yöntemlerinin uygulandığı gruplarda öğretmen gözlem
yaparak grupta işbirliği içerisinde çalışırken ortaya çıkan
problemleri analiz eder ve her gruba görevlerini ne şekilde yerine
getirmeleri konusunda rehber olur. Geleneksel gruplarda öğretmenin gözlem
yapması, yol göstermesi çok enderdir.
9.Işbirliğine
dayalı olarak oluşturulmuş gruplarda öğretmenin esas rolü,
gruplardaki işbirliği ve verimin artması için takımların oluşturulmasından,
takım ürünlerinin değerlendirilmesine kadar ki tüm aşamaların
planlanmasını içermektedir.
Bir
grup çalışmasının işbirliğine dayalı öğrenme olabilmesi için
gruptaki öğrencilerden her birinin hem kendisi, hem de grup arkadaşlarının
öğrenmelerini en üst düzeyde sağlama isteği ve faaliyetinin olması
gerekir. (Slavin, 1988: 31-33). Bir başka deyişle işbirliğine dayalı
öğretim öyle düzenlenir ki gruptaki her üye kendi grubundaki diğer
arkadaşları başarmadan kendisinin de başaramayacağını bilir ve diğer
arkadaşlarının da başarılı olması için elinden gelen gayreti
sarfeder. Sonunda elde edilen başarı gruptaki tek tek tüm üyelerin
katkısıyla oluşmuş grubun ve gruptaki bireylerin başarısıdır. Işbirliği
gruplarında bireyin amaçlarına ulaşması diğer arkadaşlarının da
kendi amaçlarına ulaşmasını destekleyicidir.
İşbirliğine
dayalı olarak oluşturulmuş gruplarda öğrenme-öğretme süreci
rekabete ve bireyselliğe dayalı öğretim yöntemlerinden farklılık gösterir.
İşbirliğine dayalı öğretimin daha iyi anlaşılabilmesi için
rekabeta dayalı öğretim ve bireysel öğretim hakkında da kısa bilgi
vermekte fayda vardır.
Rekabete
Dayalı Öğretim :Rekabete dayalı öğretim durumunda, işbirliğine
dayalı öğretimin tersine bir grubun ya da kişinin başarısı diğerinin
başarısızlığını gerektirebilmektedir. Dolayısıyla işbirliği
durumunda birbirini destekleyen öğrenciler yarışma durumunda
birbirlerini engelleyebilirler. Bir grup içerisinde rekabete dayalı öğretim
yapılırken öğrencilerin her biri ilgili durumda sadece kendilerinin başarılı
olmalarını isterler. Çünkü bu durum yalnızca bir kişinin başarılı
olmasına fırsat sağlamaktadır. Bu nedenle gruptaki diğer üyelerin başarısızlığı
her bir öğrenci tarafından istenen bir durumdur. Başarı durumunda
sevinen genellikle bir kişi vardır. Grubun büyük bir çoğunluğu öğrenme
sonucundan memnun değildir (Skon and Johnson, 198l: 83-92). Rekabete
dayalı öğretim, bireysel yarışma ve grup yarışması olarak düzenlenebilir.
Bireysel
yarışmada öğrenciler herhangi bir etkileşimde bulunmadan tek başına
yarışırlar bütün sınıfta yalnızca bir kazanan vardır (Yager and
Johnson, l985: 60-63). Gruplararası yarışma durumunda ise öğrenciler
önce küçük gruplar halinde işbirliği yaparak çalışırlar ve diğer
gruplarla yarışmak üzere hazırlanırlar. Gruplardan birisi kazanırken
diğerleri kaybetmektedir. Dolayısıyla öğrencilerinde bir kısmı
kazanırken kaybeden gruplardaki öğrencilerde başarısız sayılmaktadır.
Bireysel
Öğretim : Bu tür öğrenmede öğrencilerin öğrenmesi bireyseldir.
Bir öğrencinin öğrenmesi ile diğer öğrencilerin öğrenmesi ya da
başarısı arasında ilişki yoktur. Öğrencilerin tümü başarılı ya
da başa-rısız olabilir. Geleneksel olarak sınıflarda uygulanan öğrenme
bireyseldir. Öğrenciler bir öğretmenin liderliğinde öğrenirler.
Soruların yanıtlanması, alıştırmaların ve tekrarların yapılması,
örneklerin verilmesi vb. etkinlikler bireysel olarak gerçekleşti-rilir.
Yarışma ve işbirliği olmadığı için öğrencilerin başarılarında
birbirlerini engelleme ya da destekleme yoktur (Açıkgöz, l992:5-6).
Öğrenciler
okula belirli oranda ailelerinin rekabet beklentisinden etkilenerek başlarlar.
Okullar da öğrencilerini yüksek derecede rekabetin var olduğu bir dünyaya
hazırlamayı ciddi olarak üzerlerine almışlardır. Bu durumun bir
neticesi olarak bir çok ülkede bilhassa son yarım asırlık bir zamandır
rekabet ve bireysel çalışma stratejileri üstün gelmiştir. Bazı öğretmenlerin
rekabeti azaltmak için ölçme ve değerlendirmede norma dayalı sistemi
kullanmayı bırakıp, ölçüt dayanaklı sisteme dönmeleri de etkili
olmamıştır (Şimşek, 1990: 187-202).
Yapılan
araştırmalar işbirliğine dayalı öğretimin başta başarı olmak üzere,
bir çok öğrenme ürünü üzerinde rekabete dayalı ve bireysel öğretime
göre çok daha olumlu etkilerinin olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle
işbirliğine dayalı öğretimde olumlu destekleyici faktörler görülürken
rekabete dayalı öğretimde grup gerilimlerinin fazla olduğu ortaya
konmuştur. Gerilimin artmasıyla birlikte öğrencilerin gösterdikleri
olumlu davranışların bile belirli bir süre sonra sapma ve kararsızlık
gösterdiği anlaşılmıştır. Bu olumsuz durumlar işbirlikli öğrenmede
görülmediği gibi öğrencilerin takımın hedefleri doğrultusunda
olumlu davranışlara yöneldikleri tespit edilmiştir (Haines and
McKeachie 1967: 387-395).
İşbirliğine
Dayalı Öğretimin Uygulanması
İşbirliğine
dayalı öğretim teknikleri uygulama açısından birbirlerinden farklılık
göstermektedir. Burada ayrılıp birleşme tekniğinin (Jigsaw) uygulama
aşamaları anlatılacaktır.
Uygulama
Aşamaları:
-
Takımların
oluşturulması
-
Isınma
Etkinlikleri
B.
Takımlarda konu ve görev dağılımı yapılması
C.
Diğer gruplarla etkileşim
D.
Takım içi Etkinlikler
E.
Değerlendirme
TAKIMLARIN
OLUŞTURULMASI
İşbirliğine
dayalı öğretim en etkili olarak 2-6 kişiden oluşan takımlarda gerçekleşir.
Takımların oluşturulmasında temel kural heterojen bir yapının sağlanmasıdır.
Yani tüm takımlar birbirlerine denk, benzer başarı düzeylerini yansıtan
ve tüm düzeydeki öğrencileri içerecek şekilde düzenlenmelidir.
Heterojen ve birbirlerine denk takımlar oluştururken sınıfta aşağıdaki
işlemleri yapabilirsiniz:
1.Tüm
öğrencileri daha önceki dönemlerdeki başarı düzeylerini dikkate
alarak başarı sırasına koyunuz.
2.Bu
listeyi dengeli bir şekilde dörde bölünüz. İlk bölümü
"Pekiyi"; ikinci bölümü "İyi"; üçüncü bölümü
"Orta" ve son bölümü ise "Zayıf" öğrenciler
grubu olarak belirleyiniz.
3.
Tüm bu bölümlerden birer öğrenciyi oluşturulacak takıma atayınız.
Dengeli bir dağılım sağlamak için öğrencileri şu şekilde seçebilirsiniz:
Birinci bölümün ilk sırasındaki, dördüncü bölümün son sırasındaki,
ikinci bölümün ilk sırasındaki ve üçüncü grubun son sırasındaki
öğrencileri aynı takımlara atayınız. Aynı işlemleri seçilen öğrenciler
çıkarıldıktan sonra diğer takımlar oluşturulurken yapınız.
|